Ara
  • Tuğrul Akın

Sizi özel kılan ne?

İş mi arıyorsunuz? Bir işveren, sizinle aynı özelliklere ve deneyime sahip adaylar arasından sizi niye seçsin? Kendinize bu soruyu sorduğunuzda, -dürüstçe- talip olduğunuz pozisyon için diğerlerinden farklı ve daha fazla şeyler sunabileceğinizi söyleyebiliyor musunuz?

Peki, profilinizi rakiplerinizden nasıl farklı kılabilirsiniz?

Kişisel markanızı doğru oluşturun.

İyi bir kişisel marka yaratmak ve devamlılığını sağlamak zaman alan bir disiplin gerektiriyor. Çoğu insan, Linkedin’de bir profil yaratıyor ve yeterli olduğunu düşünüp öylece bırakıyor. Ancak, paylaşım yapan insanlar, çevrimiçi profilin organik olduğunu biliyorlar. Çevrimiçi kimliğiniz, sizin bir yansımanız ve zaman içinde gelişmek ve değişmek durumunda.

Bazıları kişisel markalaşmaya inanmadıklarını söyleyebilir ve bu yüzden kendileri için bir profil yaratmayı ve geliştirmeyi gereksiz bulabilir. Bu arada, bu kişilerin inanmadıkları bu konuda; kendi kişisel markalarını yaratan, bunu tanıtan, başarılarını, içinde bulundukları sektörü, tutkularını ve onları harekete geçiren güdülerini paylaşan insanlar da var. Kendilerini vitrine çıkararak, başarılarını ve sunabileceklerini paylaşarak, işverenlerin ve/veya işe alım firmalarının dikkatlerini fazlasıyla çekiyorlar.

Doğru düzenlenmiş bir sosyal medya profili, sektörü etkileyenlerle etkileşim içinde olmak ve kaliteli, alakalı içerik paylaşımı güçlü bir kişisel marka yaratmanın temel noktalarından bazıları.

Kişisel markalaşma internetle sınırlı değil elbette. Aynı zamanda kendinizi gerçek dünyada da nasıl yönettiğiniz ve tanıttığınızla da ilgili -yani etkileşime geçme tarzınız, başkalarına olan tavrınız ve deneyiminiz. Bütün bunlar, işverenler ve iş bulma şirketleri tarafından dikkate alınan temel faktörler.

Kendinizi tanıtmanın bir faydalı ve kolay yolu da Linkedin’de tavsiye edilmek. Sizi tavsiye edenler, birlikte çalışmakta veya çalışmış olduğunuz insanlar, etkileşimde olduğunuz kişiler veya arkadaşlarınız olabilir; her biri, sizin profesyonel veya kişisel tutkularınız için çok faydalı olur.

Kendinizi ortaya koyun

Kendini ispat etmiş bir online kimlik, diğer adaylardan ayrılmak için en etkili yol. Bu durum, geleneksel olarak sizin kariyer geçmişinizle ilintili gibi görünse de aynı zamanda gönüllü çalışmalar, kişisel projeleriniz ve ilgi alanlarınız gibi özel hayatınızdaki gelişmeler de önemli. Online kimliğinizin sizin bir resminizi çizmesinin yanında iş görüşmelerinizde konuşulacak bir konu da yaratmış olacak.

Profesyonel başarı, daima daha fazla parasal getiriyle ölçülür. Kişisel başarılar ise kendini kişisel gelişim arzusu olarak gösterir.

İnsanları dahil edin

Açık ve dürüst insanlara güvenilir. Olması gereken budur. Üstlendiğiniz role uygun olmanızla ilgili dürüstseniz, o zaman ‘yeteneklerini veya deneyimlerini abartan kişilerin başına gelen utandırıcı durumlar’ sizin başınıza gelmez.

Şu iş görüşmelerinde hep sorulan “zayıflıklarınız nelerdir” sorusundan korkmayın -bu soru, %100 içinde olmadığınız ama bu durumu kişisel gelişiminiz için bir fırsat olarak görmenizden memnun olduğunuzu belirttiğiniz alanları rahatlıkla ifade etmeniz için bir fırsattır. Sonuçta; hiç kimse her şeyi bilemez ve aksini beklemek de mantıksız.

Artık dikkat süresi ve zaman, eskisinden daha kısa ve daha dar. İşe alınma sürecinde özgeçmişlere fazla zaman ayrılmıyor. Eğer, şirket kültürüne ve talip olduğunuz pozisyona ne kadar uygun olduğunuzu ne kadar çabuk ortaya koyarsanız, şansınızı o kadar hızlı arttırmış olursunuz. Kendinizle ilgili yazıp çizdiklerinizin şeffaflığı da sonuca hızlı ulaşmanıza yardımcı olur ve okuyanların aradığı şeyin sizde olduğunu görmelerini kolaylaştırır.

Nedeninizi belirlemeniz her şeyden önemli.


Kısaca; nedeninizi belirlemeniz, zamanını ve nasılını beraberinde getirir.


Hepimiz insanız.

Herkes kendini, kendine güvenen ve kendinden emin bireyler olarak göstermek ister.

Fazlasıyla resmi olmak ve kendini sürekli profesyonel göstermek hem yanıltıcı hem de anlamsız. Herkesin bir “insani” tarafı var. Sizin yoksa, o zaman meslektaşlarınızla bağ kurmak ve etkileşimde bulunmak size çok zor gelir.

Hayatınızın eğlenceli tarafını ve tutkularınızı göstermek için, işinizin dışında hobilerinizin ve farklı ilgi alanlarınızın olduğunu gösterin.

İnsanlar insanları sever. Ne kadar cana yakın görünürseniz o kadar sevilirsiniz ve o kadar rahat iletişim kurarsınız. Bu da sizin takım çalışmasına yatkınlığınızın göstergesi olur. İnsanların sizi böyle hatırlaması sizin için iyidir.

Her zaman kendiniz olun.

Başkalarıyla çalışırken, ister yeni iş arkadaşları olsun ister müşteriler olsun, şirket kültürüne entegre olacak ve onlarla etkileşme girecek olan sizsiniz.

Kendiniz olmak, muhtemel işvereninizle tanışırken sizin ve onun şirketin kültürüne uygun olup olmadığınızı hemen anlamanızı sağlayacaktır.

Gerçek tutkunuzu göstermekten korkmayın.

Birçokları, gerçekte sahip olmadıkları tutkulara sahipmiş gibi görünmeyi denerler ve foyaları kısa sürede ortaya çıkar veya samimiyetsizliklerinden olayı işten çıkarılırlar. Gerçek tutku hemen anlaşılır ve sizin, taklit edenlerden farklı bir noktada konumlanmanızı sağlar.

Konuyla ilgili konuşma tarzınız, kendinizi ifade şekliniz, vücut diliniz ve sizi dinleyenlerle bağ kurma biçiminiz gerçek tutkunun anlaşılmasını sağlayan ipuçlarıdır.


Bir konuyla ilgili gerçekten coşkulu ve tutkuluysanız, o konu hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için zaman ayırmak ve araştırma yapmaktan keyif alırsınız. Bu alanda yaptığınız paylaşımlar kişisel tarihinizi oluşturacak.

Eğer istikrarlı bir şekilde yaratır, paylaşır ve kendi uzmanlığınızla ilgili haber ve içeriği tartışırsanız, muhtemel işvereninizin dikkatini aday olarak daha çok çekebilirsiniz.

Tutkunuz sadece zaten başardığınız şeylerden oluşmuyor, başarmak istedikleriniz de buna dahil. Kariyerinizi geliştirmek ve ilerletmek için heyecan ve isteğinizi göstermeniz, bilgiye olan açlığınızı ve ilginizi ortaya koyar.

Sonuç

Kişisel markalaşma kulağa yeni bir terim gibi gelebilir. Ancak, her birimiz adı “biz” olan markanın yöneticisiyiz -istesek de istemesek de. Markalaşma serüvenimiz, kendimizin farkına vardığımız andan itibaren bütün hayatımız boyunca şekil değiştirerek sürüyor. Markalaşma sürecimiz, internet öncesinde sadece kendi fiziksel çevremizle sınırlı olduğu dönemlerde çok yavaş gelişirken (hatta belki pek de gelişmezken), artık internet ve özellikle sosyal medya sayesinde tanımadığımız insanlarla da çok hızlı etkileşim içine girmemizden dolayı daha hızlı, daha fazla özen gösterilmesi ve daha odaklı olunması gereken bir süreç haline geldi.










Dolayısıyla, iletişimin ve sosyalliğin günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldiği günümüzde, kişisel markalaşmaya sırtınızı dönmenin, sizi rakiplerinizin gerisine düşürmesi işten bile değil. İnternetle ve/veya sosyal medyayla hiç ilgilenmeyebilirsiniz. Ama iş başvurularında her gün daha fazla sayıda insan kaynakları çalışanı ve sorumlusu, iş başvurularını değerlendirirken, başvuru sahibini daha iyi tanımak için arama motorlarında adınızı aratıyorlar. Hatta sizinle iş yapacak potansiyel iş ortaklarınız da aynı şeyi yapıyor. Bu konuda ne kadar bilinçli olursanız değeriniz ve bilginiz o kadar yüksek ve güncel oluyor. Belki de profesyonel olarak değil de sadece kişisel ilgi alanlarınızla tanınmak istiyor olabilirsiniz. Nedenimiz ne olursa olsun, yapmamız gereken temel hareketler var; kişisel markalaşma, hepsinin ortak adı.


*Dipnot: barry chignell’in bir makalesinden tercüme, derleme ve yorumlamadır.


Tuğrul Akın